Sunday, December 26, 2010

Şükran Toray

Deniz börülcem Skör,

Güne yine sabah nezlesi ile başladım. Hayatımın son on senesini domine etmiş olan bu gerzek alerji, sigara içtiğim her akşamın sabahında beni bir top tuvalet kağıdıyla karşılıyor. İnsanın en büyük aşkına alerjisi olması ne kadar acı bir şey. Ama kolay pes etmem, bilirsin.

Cuma günü Türk marketine düzenlediğim seferde ele geçirdiğim ganimetlerden olan nohutu, geceden suya koymuştum. Uyandıktan sonra dişlerimi bile fırçalamadan, onları haşlamaya koyuldum. Kahvaltı mefhumunu o kadar sevmiyorum ki, iyacp yumurtayı pişirip önüme koymasaydı, allah seni inandırsın, sarısını ekmeğimle pörç diye patlatmak aklımın ucundan geçmezdi.

Saat akşam beş olduğunda salçalı biftek, sebzeli tavuk sote, nohut yemeği, bulgur pilavı ve zeytinyağlı fasulye hazırdı. Tabii ki yine yorgunluktan kaidem ağrıyordu. Ağacın ışıklarını yakıp karşısında otururken bira içip tavla oynadık. Dondurucu soğukta sigara içmeye inerken saate baktığımda ise henüz dokuzdu. Eve döndükten sonra yapacak bir şey olmadığından mecburen Behzat Ç. seyrettik. İşte bizim burlaadan da bir Christmas böyle geçti.

No comments: