Tuesday, January 18, 2011

Tekin Çetindor

Yağmurdan nefret ediyorum. Bir yağış şekli olanından. Hayatımda tek bir kez olsun yağmur altında yürümekten hoşlanmışlığım, romantik takılmışlığım, mutlu olmuşluğum yoktur. Üst dudağımın sağ kısmının hafifçe yukarı kıvrılmasına sebep olduğu yegane vakitse; bir keresinde ben yüzerken yağmaya başlamasıdır. Onda bile, "eff bu ne yea" diye söylenerek kurulanmaya çıktığımı hatırlarım. Oysa bir kar öyle mi, çiçeem. Kar ne güzel ya, helvası bile olur pekmezle. Bayılırım.

Yemek demişken, İstanbul'dan buraya taşıdığım kuru biberlerle bol ekşili bir dolma yapacakken, tüm biberlerin örümcek ağı dolu olduğunu fark edip mide bulantısından kıvrandım demin. Yağmur desen şakır şakır. Nefret doluyum, uzak durunuz.

No comments: