Monday, January 3, 2011

Kaya Han

Morum Skör,

Az evvel aklıma neredeyse hiç Rusça bilmeyen bir adamın, ağırlıklı olarak Rusça konuşulan bir ülkede terziye gitmek zorunda kalıp, iki gram Rusça'sıyla pasaportunun dikilmesi gerektiğini anlatmaya çalışırken; terzinin sağır dilsiz olduğunu fark edip, ne istediğini yazması için uzatılan kağıda boş boş bakarken çekilmiş bir fotoğrafının hikayesi geldi. Bir gün sana da anlatırım.

Sana gösterdiğim çok prezantabl fotoğraflı Thai restoranını hatırladın mı. Bana orayı Laura önermişti. Açıkçası Laura'nın aksanı bi tuhaf olduğundan Pa ta ya! olarak telaffuz ettiği isim kesin Pad Thai'dir diye düşünerek, bu restoranı guglilemiş ve sana gösterdiğim web sitesine ulaşmıştım. Meğerim öyle değilmiş. Restoranın ismi Pattaya'ymış ve Pattaya benim dışarıda yemek yeme pastamın yüzde altmışını kapsayan Indian'cı restoranın yan komşusuymuş.

Christmas'tan bir gün önce bindik gittik. Skörcüm aklında olsun; Christmas'tan bir gün önce Amerika'da hayat yok. Herkes evinde hediye açıyor. Bu yüzden Pattaya kapalıydı. Mecburen Ciizıs Kırayst'ı tanımayan Hindular'a gittik. Açık büfe çok pis yediriyor. Kapıdan çıkarken, "En az bir ay buraya gelmeyelim, lütfen"de mutabıktık.

Gerisini sonra yazıcam, duşa girmem lazım.

No comments: