Sunday, January 25, 2009

Cevap 23

Uzağım skör,

Sorunun cevabı hakkında sana çok güzel haberlerim yok. Bu soruyu başka biri sorsa; kafasını güzelce karıştırabilir, verdiğim cevabın mutlak doğru olduğuna onu inandırabilir ya da "asktirgit!"i yiyebilirdim. Ancak soru senden gelince durum da değişti. Neden değişti? Çünkü sen ve ben ve biz gibiler, sâfi huzurla yaşayamayız. Daimi huzur bizi sıkar, boğar, nefesimizi keser (not in a good way.) Kaçışlara, oyunlara, çok konuşmalara ve bol susmalara döngüsel olarak ihtiyaç duyan kişiler için, aslına bakarsan; çemberin merkezinde, teğet geçen doğruda, ya da anasının noktasında olmak pek bir şey değiştirmez.

Ben içerden bakmayı severim. Ama kalabalık değilsek. Kalabalıksa çıkarım. Çıkınca içeri bakarım. Dışarıdaki yalnızlığım beni üşütürse içeri girerim. Huzur varsa biraz kalırım. Karmaşa varsa biraz kalırım. Yalan varsa biraz kalırım. Sonra çıkarım. Birbirine değen çemberlerin dışına çıkmış insanlarla oturur çay içeriz. Aslında çay sevmem. Yine içeri girerim. İçerinin huzuruyla dışarının huzurunu karşılaştırırım. Elime bir kurşun kalem alır, hepsini karıştırırım. Çemberlerin çevre çizgilerine basa basa, ondan ona zıplaya zıplaya kaçar giderim. Yalnız gitmezsem ne âlâ. Paraşüte tutunur giderim. Paraşütün havası sönerse şişirmeye çalışırım. Şişirmekten yorulursam çemberime dönerim. Bilmem ki skör. Kimsenin bize bir şey garanti edebildiği yokken, hayattan ve birtakım çemberlerden ve huzur(?)'dan bahsetmek beni susatıyor. Gider su içerim.

No comments: