Wednesday, October 24, 2007

Cevap 17=(210/7*2-45)

Kıymetli Silgi,

"Gelecekle ilgili bir kaygı taşımamak..." şeklinde başlayan ve elimize yapışan bu melun soruyu cevaplayıp mutlu yarınlara koşma niyetindeyim. Bana şans dile.

Durumun zorluğu esasında doğru ya da yanlış diye net bir cevabı olamamasından kaynaklanıyor. Doğru desek doğru değil, yanlış desek yanlış değil. Zaten kolay soru olsa neden sana sorayım değil mi?

Gelecekle ile kaygılanmamak kimi zaman umursuz davranmak, gamsızlık ve bencillik olarak algılansa da esasında böyle değildir. Gününü kurtarmak için insanları kullanmak değildir burada kasıt. Geleceği düşünmesek de insan ilişkilerimizde bir takım çıkar hesapları yapmasak da bu onlara kötülük yapabileceğiz anlamına gelmiyor. Tıpkı temelinde iyi insanların tümünün allah korkusu ile bezenmiş dindar insanlar olmadığı gibi. Ne yaparsak yapalım insanlarla ilişkilerimizde bizi denetleyen bir olgu var ki biz buna kısaca 'vicdan' diyoruz. Hee insan bir kere vicdansız olmaya görsün o zaman gelecek ile ilgili kaygı taşıyıp taşımaması herhangi bir şeyi değiştirmez. Yani insanın iyiliği/kötülüğü, mutluluğu/mutsuzluğu bu konudan ayrı işleyen bir aritmetiğe sahiptir. Ki henüz bu aritmetiği çözemedim. Çözdüğüm gün "ben mesihim" diye ortaya çıkmayı düşünüyorum. Sanıyorum biraz dağıttım. Hemen toparlamaya çalışayım.

Sonuç olarak bana doğru gibi geliyor. Gelecekle ilgili kaygılarımız ne kadar az olursa; geleceğimizi paranoyalarımız üzerine yapılandırmadığımız için daha çok risk alacak, daha çok başarı sağlayacağızdır -ki burada başarı tamamen özneldir-. Ayrıca bu kaygılardan uzak yaşamak insan ömrünü uzatır -bu açıdan bir sürü antitez üretilebilir, ama okuyucunun olaya belli bir açıdan (yani benim yanımdan) baktığını varsayıyorum-. Son olarak "duvarı nem, insanı gam yıkar." şeklindeki güzide atasözümüz ile bu cevabı sonlandırmak istiyorum. Evet.

Amin.

No comments: