Sevgili Skör,
Bu soruları cevaplamadan evvel "mahsus" kelimesinin Türk Dil Kurumu'nca verilen anlamlarından işimize gelen iki tanesini inceleyelim.
1 . Özgü: "Her sanata mahsus aletler vardır. Bize de böyle bir şeyler lazım..."- H. R. Gürpınar.
5 . zarf Bilerek, isteyerek, kasten: "... kapıyı mahsus açık bırakmıştı."- A. İlhan.
İkinci olarak geçenlerde karşılaştığım trajik bir durumu seninle paylaşmak isterim. Ben bu sıcaklardan bezmiş, "Ayofüfmöh!" şeklinde söylenmelere bulanmışken cin aklıma 40 dakikalık minibüs yolculuğuna 2.5 lira vereceğime, 10 dakikalık taksi yolculuğuna 12.5 lira vermek gibi bir fikir geldi. Efendim ben bindim klimalı taksiye, püfür püfür gidiyordum ki, bir de ne göreyim! Karşıdan karşıya geçip geçmemek konusunda kısa bir kararsızlık yaşayan bir kedi kardeş kendini bir arabanın altına atıvermesin mi! Kedinin akıbeti hakkında bir fikir sahibi değilim, lakin rahmetli olmuş olma ihtimali oldukça yüksek gibi geldi bana. (Kedilere rahmetli sıfatının atfedilmesini kınayan mailler veya yorumlar istemiyorum, herkesin şeyi kendine, ehm, inancı.) Şimdi orada kedi kardeşin bir iki saniyelik bocalama sonrasında kendini yola atma kararı alması bir hata değil midir? Öy-le-diir. E demek ki neymiş? Ha-ta yap-mak in-sa-na mah-sus de-ğiiil-miiiş. Teşekkürler.
Amma velakin, mahsus hata yapma durumunun yalnızca insana mahsus olduğundan eminim. Bilerek ve isteyerek hata yapan kişilerin gerrrrizekâlı olduğunu düşündüğüm için de affetmenin değil büyüklük, mantıklı bir hareket olduğunu bile düşünmüyorum.
Hem affetmek diye bir şey yoktur bence. İnsanlar kendilerine yapılan yanlışları affedemezler; belki zaman içinde o yanlışın kendilerine olan tezahürlerini, çektirdiği acıyı filan unuttukları için, ya da negatif hisleri hafiflediği için affetmiş kisvesine bürünmek kişiye kendini bir şey zannettirmektedir.
Mine Tarım.
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment